Hukukta insanlara gerçek kişi, işletmeler, dernekler vb. ise tüzel kişi denir. İşletme bölümünde iken bu kavram üzerine pek düşünmemiştim ancak bu aralar sürekli aklımda. Her küçük ve orta boy işletmeyi (KOBİ) ziyaret ettiğimde görüyorum ki; girişimciler, işletme sermayedarları, profesyonel yöneticiler, işletmeyi bir tüzel kişi, bir canlı olarak değil de kendi kişisel varlıkları olarak görüyorlar ve o minvalde yaşıyorlar. İşletme aslında insan bedeni gibidir, nasıl ki insan bedenine giren enerji (kcal) çıkan enerjiden fazla olduğunda insan kilo alır, işletmeye de giren para, çıkan paradan fazla olursa bu işletme varlığını sürdürür. Ancak yukarıda bahsettiğim hatalı yönetim devam ettiği takdirde ne yazık ki işletme ömürleri çok uzun olmayacaktır. Bence her patronun oturup şöyle bir düşünmesi ve bir iç muhasebe yapması onu geliştirir; ”Ben burayı yönetmiyor olsaydım, bulunduğum sektörde bir işletme sahibi gelip bana arkadaş sen çok iyi bir yöneticisin buyur burayı sen yönet der mi? Mevcut kazancımı bana maaş olarak verir mi? Eğer muadil bir şirkette beni profesyonel olarak bulunduğum konumda çalıştırmazlarsa, ben bulunduğum koltuğu haketmiyorum demektir”. Bu iç muhasebe sonucunda kişi oturduğu koltuğu haketmiyorsa iki ihtimalli bir karara varmalı, ya koltuğu kendi ölçeğine getirecek, ya kendi koltuğun ölçeğine gidecek. Kendi işletmesinde aldığı aylık geliri, başka bir şirkette yöneticilik yaparak kazanamayacak olan bir kişi bu durumda kendi işletmesine zarar vermektedir. Oysa mantıklı ve kabul edilebilir bir maaş belirlenerek bu ölçekte kendi aile bütçesini yönetmesi, ona işletmeyi yönetirken de büyük faydalar sağlayacaktır. Elbette yıl sonunda yönettiği şirket kar ettiyse, karından kendi hissesi ölçeğinde bir pay almalıdır ama benim itirazım sapla samanın, kardan düşen pay ile maaşın birbirine karıştırılmasınadır. Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle, hoşçakalın.
